İbret Gözü

Nur ARTIRAN

“Şu iki gözünü kapa da, can gözünü, gönül gözünü aç; baş gözünün görüşüne aldanan nice kişiler helak olup gitti.” (Hz. Mevlana)

Şu bir gerçek ki; göz görmez bakar, kulak duymaz işitir. Aslolan ise bakmak değil görmek, işitmek değil duymaktır. Bakılan herhangi nesneyi veya insanı gerçek boyutuyla, doğru, eksiksiz bir şekilde görebilmek, işitileni de hakiki manada duyabilmek için, insanın gönül gözünün, gönül kulağının açık olması gerekir. Baş gözü gördüğünü zannetse de, gördüğü sadece şekildir, surettir, dış görünüşle sınırlıdır. Halbuki asıl mana; öz, şekil ve suretin içinde gizlenmiştir. Baş gözüyle bakıp çok emin bir şekilde değerlendirmek; cevizi yeşil acı kabuktan ibaret zannetmeye benzer. Şaşmaz, yanılmaz, baktığını her yönüyle gören b ir göze sahip olmanın yolu, baş gözünü ayıp, kusur, eksik görmekten men etmektir. Baş gözü kapı gibidir, oradan içeri girilir. Göz kapısının önü, çeşitli duyguların ve düşüncelerin çöplüğüne dönüştüğü takdirde, içerideki gönül gözüne yol bulunmaz. Bulunsa bile çöplükten yayılan mikroplar, sağlıklı bir şekilde görmeye engel olur. Göz asla su bile temizlenmez, gözü temizlemenin yolu temiz bakmak, temiz görmek, temiz düşünmek, baktığı şeyden gördüğü kadar ibret almaktır. Çünkü göz, bakmak, görmek, gördüğünden de ibret almak için yaratılmıştır. O nedenle Niyazi-i Mısri Hazretleri, “Bir göz ki olmaya ibret nazarında, ol düşmanıdır sahibinin başı üzerinde” demiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir