Recep Seyhan’la Söyleşi

Söyleşiyi Yapan: Dilara Pınar ARIÇ
Yazarlığa nasıl başladınız?
Güzel bir metin okuyunca “ben de böyle yazabilirim” düşüncesini hayata geçirerek başladım. Okuduğum metinleri neden güzel bulduğumu ya da bu metinlerde beni kendisine çeken şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Bunun bir dil mahareti olduğunu fark edinceye kadar okudum. Beğendiğim metinlerdeki beni etkileyen veya etkili cümlelerin altını çizdim. Okuduğum kitap yara bere içinde kaldı belki ama bana anlatımını güçlü bulduğum ifadelerdeki dili fark ettirdi. Daha sonra bir ajanda tuttum. O seçtiğim cümleleri oraya yazdım. Bu da hayli işe yaradı: Okudum. Okudukça yazma istenci belirdi ve yazmaya başladım.
Hayatınız bir kitap olsaydı, bu kitabın adı, konusu ve türü ne olurdu?
Sorunuz benim varlığımın dokusunun ana ilmeklerini imliyor: Hayata anlam kazandıran tek nesne kitaplardır. Bendeniz insan hayatının okunması gereken kurmaca bir metin gibi düzenlendiğini düşünüyorum zaten. Hani nerede etrafımızda yaşayan sevdiklerimiz? Eşyaları yaşıyor ama kendileri yoklar. Hem gerçek hem hayal gibiler. Mezarlıklar anlatıyor bunun böyle olduğunu. Somutlaşarak kitaplaşsaydım konusu merhamet, türü roman olan bir kitap olurdum herhalde.
Edebiyat dünyasının içinde olmak için hangi özelliklere sahip olunması gerekiyor?
Bu sorunun düzenli ve seçici okumaktan başka güçlü bir cevabı yok.
Medeniyet dünyamızda edebiyatın yeri ve önemi nedir?
Bana Hikâye Anlat-ma adlı ontolojik psikanalitik tahlilleri içeren kitabımızda “Edebiyatın Gücü” başlıklı yazımızda bu soruya cevap niteliğinde şöyle demişiz: Sanat, hayatımızı tanzim etmez belki; bize maddi imkânlar sunmaz. Söz gelimi bize iş merkezleri kurmaz; büyük binalar, köprüler, saraylar, avm’ler, rezidanslar yapmaz. Bunların da ötesini yapar: İnsanın iç dünyasını onarır sanat; varlığına ve eşyaya anlam kazandırır, varlık bilinci verir ona, insanın kalıbını hatta beynini de değil ruhunu inşa eder.

Edebiyat açısından dergilerin ne gibi yeri vardır?
Biz okumaya dergilerle başladık. Bu yeterlidir sanırım.
Edebiyat nedir sizce?
Edebiyat “muktezayı hâle mutabık serd-i kelam eylemektir,” (içinde bulunulan ortamın gerektirdikleri ile uyumlu söz sarf etmek) demiş eskiler. Bu mizaca kavuk sallamak değil mekânı var kılmaktır. Varlık bilinci kazandıran sözel bir edimdir bana göre edebiyat.
Yazar olmak isteyenlere tavsiyeniz nedir?
Bunun da düzenli okumaktan başka cevabı yok

Recep Seyhan’la Söyleşi” te bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir