Dilara Pınar ARIÇ
Gören pîç ü ham-ı gîsû-yı zerdin ebruvân üzre
Sanır zer-hal ile zencîredir püşt-i kemân üzre
( Büklüm büklüm sarı saçını kaşların üzerinde gören arkada yay üzerine altın ben ile zincirdir sanır.)
Sarı saç Nedim dönemine kadar yer etmemiş edebiyatımızda. Bu dönemden itibaren batılı güzelleri şiirlerde görmekteyiz.
Neden tâ böyle dilkeşdir o gîsû bilmezem yohsa
Meges-ranlık mı eyler bezm-i sadr-ı kâm-rân üzre
(O saç neden böyle gönül çekendir bilmiyorum yoksa isteğine kavuşmuş yürek meclisi üzerine yelpazelik mi eyler?)
K’olur zamân-ı kalîl içre muzmahil elbet
Delâlet etdiği çün şerre necm-i gîsû-dâr
(Kuyruklu yıldız kötülüğe yol gösterdiği için, az zaman içinde elbette çökmüş olur,
Gil-i râhın alup söyler arûs-ı devlet ü ikbâl
Benim gîsûlarım sen dil-keş eylersin hızâbımsın
(Talih ve mutluluk gelini toprak yoldan alıp şöyle der: Benim saç tellerimi sen gönül çeken eylersin, boyamsın.)
Zemîninde güsterde dîbâc-ı hûr
Fezâsında cârûb gîsû-yı hûr
(Yeryüzünde yayılmış güneşin ipek kumaşı, boşluğunda süpürge hurinin saç teli.)
Gerçi dil almakda hüsnün hayli istiʿdâdı var
Lîk o gîsûnun kafâdan ona çok imdâdı var
Çâresiz uşşâkın ancak nâle vü feryâdı var
El-amân bilmez nedir bir gamze-i bîdâdı var
(Gerçi gönü almakta güzelliğinin bir hayli yeteneği var
Fakat o saç telinin kafadan ona çok yardımı var,
Çaresiz aşıkların ancak ona inleme ve feryadı var,
El-aman ne bilmez zalim yan bakışı var.)
Zülfün hayâli cây edeli çeşmim olmadı
Gîsû-yı hâb şâne-i müjgâne âşinâ
(Saçının hayali yer edineli gözüm olmadı, saç telinin uykusu kirpiğinin tarağına aşina olmadı.
Dile mahabbet-i gîsû-yı yâr olur peydâ
Garîbe hâhiş-i dâr u diyâr olur peydâ
(Dostun saç telinin aşkı gönle gösterilir, garibe yer ve diyar arzusu ortaya çıkar.)
Âhuvân-ı maʿni-i nev saydına hep cümleden
Şimdi bir gîsû-kemend ebrû-kemân lâzım sana
(ceylanların yeni avından hepten men eden, şimdi bir keman kaş bir saç teli lazım sana.)
Bir hâb-ı perîşâna müjem olmadı mahrem
Güncîde değil şâneye gîsû-yı mahabbet
(Dağınık uykusuna kirpiğim haram, tarağa saç telinin sevgisi sıkıştırılmış değl.)
Ben de ey şûh Nedîmâ gibi billah senin
Bend-i gîsû-yı girîh-dârına kurbân olayım
(Ey Nedim! Ben de vallahi senin düğüm yerinin saç telinin kemerine kurban olayım.)
Perîşân oldu gitdi nağmeler gördükçe gîsûsun
Meger mutrıb da ol zencîre der-çenber midir bilmem
(Saç telini gördükçe şarkılar perişan oldu gitti, meğer o çalgıcı o zincir içinde çember içinde midir bilmem.)
Dimâğ-ı cânı reşk-i bender-i Çîn eyledi cânâ
Şemîm-i gîsûvânın genc-i bâd-âver midir bilmem
(Ey can olan sevgili! Canın aklını Çin’in ticaret yerinin kıskanan eyledi, saçının güzel kokusu rüzgarla getirilmiş hazine midir?)
Seyr eyle bâğbân-ı galatkârın ey gönül
Zülf-i nigâr dediği gîsû-bürîdesin
(Ey gönül! Yanlış yapanın bahçivanınnı seyret, sen sevgilinin saçı dediği kesilmiş saçsın.)
Âkıbet gönlüm esîr etdin o gîsûlarla sen
Hey ne câdûsun ki âteş bağladın mûlarla sen
(En sonunda o saç telleriyle gönlümü esir ettin. Nasıl bir büyücüsün ki o saç kıllarıyla ateş büyüsü bağladın.)
Değildir hâl ü hat şeb-bûy bitmiş sihr ile gûyâ
Düşüp bir iki tohm-ı tâze sünbülzâr-ı gîsûdan
(Bir iki saç telinin sümbül bahçesinin taze tohumundan düşüp Sihir ile güya ben ve ayva tüyleri şebboy bitmiş değildir,)
Seherden eyledi yağmâ şemîm-i gîsûsun
Nesîm bir dahı uğrar mı bu diyâra gör e
(Saçının güzel kokusu seher rüzgarından yağma eyledi, bu dünyaya göre bahar rüzgarı da uğrar mı?)
Eylemiş pîçîde târ-ı kâkülün gîsûlara
Bir sepet gül sanki berhem-bestedir şeb-bûlara
(Saç tellerine saçının karanlığına karışmış, sanki gül şebboylara çarpışarak bağlıdır.)
Cebr ile hâtır-ı maksûrum olur peyveste
Şiken-i tarf-ı külâhın şiken-i gîsûya
(Saç telinin bakışının karnının saç telinin karına, kısaltılmışın hatırından zorla ulaşmış olur.)
Reşk-i Çin olmakda fikrim gelmedi taʿbîre lîk
Vasfı ol gîsûların hâb-ı perîşânım gibi
(Fakat perişan uykumun saç tellerinin vasfını Çin’i kıskanmakla fikrim açıklamaya gelmedi.)
Nükhet-i gîsû ile geldin bize âh ey nesîm
Turra-i sünbül-sıfat âşüfte-kâm etdin beni
(Ey bahar rüzgarı! Bize saç telinin kokusu ile geldin, sümbül gibi saçlı aşüfte zevkine ulaştırdın beni.)
