Nur ARTIRAN
Hemen hemen hepimizin bildiği gibi birçok kişi çeşitli ayetleri okuyarak Cenab-ı Allah’a kendince dua ve niyazlar eder. Çoğu kez de bunlar, çeşitli sayılar adedincedir. Bu tür davranışlara kesin olarak doğru ve yanlış demek elbette uygun olmaz. Fakat bir duanın da Hak katına “ edep” ile ulaşması için gerçekten de temiz bir ağza, dile, dudağa ihtiyaç vardır. Yani haram yemeyen, yalan söylemeyen, dedikodu yapmayan, dolayısıyla günde beş kere abdest ile ağzını çalkalarken ağızda suyla temizlenmeyecek bazı kirlerin de bulunduğunun farkında olan bir düşünceye sahip olmak. Cenab-ı Hakk’ın her şeyi duyan, gören, bilen, olduğundan hiç şüphe edilmez. Asıl maksat; bizden o yüce makama ulaşacak sesin, sözün, yani duanın edep ile muhabbet kokmasıdır. Hadis-i şeriflerde oruçlunun ağız kokusundan övgüyle söz edilmesi de bundan dolayıdır. Efendimizin ali övgüsüne mazhar olan ağız kokusu, tümüyle batıni olup zahirle hiçbir alakası yoktur. Sözün özü, edep ile muhabbetin eksik olduğu yerde, bazı şeylerin tam olması beklenemez.
