Hacı Murat’ın Gizemi

Hüseyin BUDAK
Sıcak yaz günü, Kafkas dağlarının dibindeki Azerbaycan şehri yeşil Zagatala’dayım. Kafkas dağlarından süzülüp gelen hafif serin esinti hissediliyor. Yine de sıcak bunaltıcı. Kapalı bir yere gideyim diye düşündüm. Şöyle şehir müzesini gezeyim. Az önce müzenin önünden geçmiştim. Geri döndüm ve müzenin eski kapısından girdim. Sol tarafta bir orta yaşlı bayan oturuyor. Ve otuzlu yaşlarda bir resmi kıyafetli görevli kapıya daha yakındı. O’na bir şey işaret etti. Ve görevli sağ taraftaki küçük masaya geçti. Bilet almak için parayı sordum. Bilet vermedi fakat ismimi ve bazı bilgilerimi aldı, önündeki deftere kaydetti. Sol taraftan müzeye girdim. Çok geniş bir yer, bölmelere ayrılmış eski bir bina. Eski prehistoryadan başlayan buluntuları inceledim. Sonra güncele doğru geldik.
Rehber Şeyh Şamil ve Hacı Murat’ın olduğu bölümü gezdirdi. Şeyh Şamil’in Zagatala’da toplantılar yaptığı yerde oturduğu ve yattığı divanı gördüm. Fotoğraflar çektim. Bu sırada müze müdürü olduğunu düşündüğüm bayanın içeri girip çıktığını fark ettim. Hacı Murat ve Şeyh Şamil dikkatimi çekti. Sorularım üzerine rehber Hacı Murat’ın mezarının yakında olduğunu söyledi. Pek fazla iyi bilgi vermiyordu rehber. Niçin müzede bu bölümün olduğunu sordum. İstemeyerek Hacı Murat’ı ve mezarını anlatmıştı. Bende Hacı Murat’ın kabrini ziyaret etmek istediğimi söyledim. Ziyaret bitiyorken kapıda iyi günler darken orda yetkili olduğu belli olan yaşlı kadın pek yüzü gülmez görünüyordu bayan müzeye girerken bilet kesmemiş onun yerine görevliye ismimi filan ayrıntı ile yazdırmıştı.
Zagatala’dan çıktık Hacı Murat’ın mezarını soruyorduk pek bilen yoktu. Yunus Emre mezarının olduğu kasabanın ilerisinde deniyordu. Kaçamak cevap veriyorlardı. En son kötü köy yollarından geçerek mezarın olduğu yere geldik.
Bir sürpriz vardı!
Mezarın olduğu yerde yol genişliyor. Küçük bir meydan oluşuyordu. Sazlık ve ağaçların altında ilerde birkaç mezar görünüyordu. Küçük bir köy mezarlığını andırıyordu.Mezarlara yakın bir yerde iki taksi görünüyordu. Birinin kaputunu açmış iki kişi ona bakıp bir şeyler konuşuyordu. Üç- beş metre ileride güzel giyimli bir kişi ve uzun boylu bir başka kişi daha görünüyordu. Onlarda aralarında konuşuyordu. Bayram öncesi mezarlık ziyaretine gelmişler diye düşündüm.
Biz arabamızı yol kenarına çekince aracını tamir etmekte olan birisi
-Arabayı oraya bırakmayın diye sertçe söyledi.
-Bu araba ile o çamurlu yoldan geçemem diye cevap verdi. Arkadaşım.
Yanımızda annesi ve eşi vardı.
Adamın bu tavrından polis olması lazım diye içimden geçirdim.
Başında o günlerde Bakü’de oynanan Chealsea Liverpool maçı sebebiyle aldığım 50 dolarlık Chealsea şapkası vardı. Üzerimde güzel bir mont. Spor bir kıyafet. polis olduğunu düşündüğüm kişiye selam vermeden geçtim.
Biraz ileride bekleyen üç kişiden biri beyaz gömlekliydi Onlara selamun alehküm diye selam verdim.Hacı Muratın mezarı hangisi acaba diye sorum.
Kısa boylu ve iyi Anadolu Türkçesi konuşan kişi soruma soruyla cevap verdi
-Nerelisin
-Trabzon tarafından Doğu Karadenizli Gümüşhaneli
-Niçin Hacı Murat’ı arıyorsun?
-Şeyh Şamil’in arkadaşı
-Şeyh Şamil’in onunla ilgisi yok. Dedi sertçe
Ve ilave etti.
-Karadenizliler pek Şeyh Şamili aramaz.
-Ben milliyetçi birisiyim ve Müslümanım filan diye izah ettim.
Hacı Murat’ın farklı olduğunu söyledi.
-Türkiye’den misin diye sordum.
-Hayır dedi. Bu sorum biraz hoşuna gitmişti. Yumuşamıştı.
Uzun boylu bir polis biraz daha sıcak davranıp yandaki mezar dedi. Başına gittim dua ettim birkaç fotoğraf çektim. Sonra ayrılıp farklı bir yoldan gittik. Onlar İçlerinde sakladıkları sorulara cevap almışlardı.
Vücudu ile başı St. Petersburg’da olan Hacı Murat bir garip olarak orda ağaçların arasında sazlıkta saklanıyor. Vücudundan ayrı çok uzaklarda olan başını bekliyor.

31 Mayıs Cuma 2019 Esenyurt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir