Son Çıkış

Mehmet KARA
Yakın odalar kadar uzağız
Yan yana yaşarken
Çok özledik birbirimizi
Ay bir daha çıkmayabilir kimimiz için
Güneş bir daha doğmayabilir

Tıkılıp kaldık ayrı bölmelere
Bir korkudur sardı her yanımızı
Tanınmaz olduk, gizlendi yüzümüz
Gerçi önceden de maskemiz vardı
Yüzümüzün gerisine gizlediğimiz

Dışarı çıkmak zorunda kalırsak dönüşte
Temizlenmedi zannıyla ellerimizi
Birkaç kez yıkıyoruz Safiye gibi
Korkarak girip bir markete
Hızlıca satın aldığımız şeylereı
Bir banyo yaptırmadığımız kaldı

Engele takıldı dokunmak ve sarılmak
Yetiniyoruz uzaktan göz temasıyla
Pencerelerden dışarı baksak
Komşu apartmanların soğuk duvarlarına
Çivilenip kalıyor bakışlarımız

Biz böyle değildik oysa
Ne bize gelebilen var
Ne de biz birisine gidebiliyoruz
Büyük boşluklar oluştu içimizde
Dağ yamaçlarındaki derin obruklar gibi

Çoğaldı “Acaba bende mi?” diyenler
Pusu kurmak için fırsat kolluyor
Gözle görülemeyen küçük düşman
Uçurumun kenarındayız her an

Sırt ağrısı, ateş ölçümü, ölüm korkusu
İnsanlık çaresiz, insanlar yasta
Ne zaman biter bilmem bu işkence
Kaybolurmuş ağzın tadı, burnun kokusu
O kapkaranlık tünele girince

Sağlam tutunamazsak hayata
Kimimiz evde son kez nefes alacağız
Kimimiz hasret gideceğiz
Bir hastane odasında

Ardı kesilmiyor toplu vefat haberlerinin
Bir hizada kazılmış onlarca mezar
Sıralanmış dehşet verici tabutlar
Gösterip eliyle son yolculuğa çıkanları
“Bunlar da yıkanacak amirim” diyor birisi

Böyle giderse hiçbir zaman
Göğe birlikte bakamayacağız
Çünkü birimiz gireceğiz ansızın yere
Diğerimiz geride kalacak yapayalnız

Acımızı tek yaşayacağız derinden
Son sözlerimizi söyleyemeyip birbirimize
Kimimiz yalnızlığa gömülürken hastanede
Kimimiz çatlayacağız meraktan
Mezara dönen evlerde

Hüzünlü bekleyişler uzayıp gitti
Bugün çaresizlik sadece bir kelime değil
Belki de o son çıkışa girerken
Nasip olmayacak helalleşmek bile
Ancak birkaç kişi bulunabilecek cenazemizde

İşte bu yüzden ben sevdiklerimin
Yüzüne doya doya bakacağım
Siz de öyle yapın fırsat varken
Görüntülü arayacağım uzaktakileri
Bu mümkün olmazsa eğer
Gözlerimin önüne getireceğim
Vazgeçilmezlerimin sevimli yüzlerini

Belki son kez görüp duyacağız
Beyaz bulutları, yağmur şıpırtılarını
Toprak kokusunu, çimen yeşilini
Kuş seslerini, rüzgâr uğultusunu
Heybetli dağları, engin denizleri

Meğerse ne çok güzellik varmış
Kavgadan görmeye vakit bulamadığımız
Bu hastalıklı, ikiyüzlü dünyadan
Biraz olsun temiz gidebilsek bari

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir