Gülün Adı ve Umberto Eco Üzerine

Hüseyin BUDAK

Nobel ödülllü yazar Umberto Eco’yu (1932-2016) çağdaş yazarlar içinde en başarılı yazarlardan biri olarak görübiliriz. Şadan Karadeniz’in çevirisi 2007 yılında basılmış, eser İtalya’da 1980 yılında yazılmış. Yazar Umberto Eco Bologna Üniversitesinde tarih bölümünde ortaçağ uzmanlığı yapmış. Eser yirmiye yakın dile çevrilmiş, okumaya değer bir şaheser. Yazar çok başarılı bir kurgu ile hakim olduğu konuda harika bir eser ortaya çıkarmış. Öncelikle çevirmen bir çok yeni kelime kullanmak için kendini zorlamış. Kitap okunması zor bir hale gelmesine rağmen değerinden bir şey yitirmemiş. Meşhur sözdür; çeviri yapılan bir kitap ‘ben güneş idim aya çevirdiler’ demiş. El hareketi yerine ‘el devinimi ile’ gibi zorlama, halk tarafından kabul edilmemiş kelimeler anlaşılmayı zorlaştırıyordu. Çevirmen bunun gibi kelimeleri neredeyse her sayfada kullamış. Yaşayan Türkçeyi kullanması okumayı kolaylaştırabilirdi.

Adso adındaki bir acemi papazın, müfettiş Wiilliam adındaki eski bir papazın bir manastırdaki cinayeti soruşturması şeklinde gelişen 7 günlük mecarayı konu ediniyor. Tapınak şövalyelerinin ortadan kaldırılması sonrası 14. Yüzyılın başında bir manastırda olan cinayet sorgulanıyor. Manastırda bulunan yazıcılar ve kitapları süsleyen papazlar yasak kattta bulunan bazı kitaplara ulaşamak isterlerken öldürülürler. Öldüren ise sapık bir papazdır.

Yazar kitapta uzan olduğu döneme ait bilgileri ustalıkla bizlere sunar. Minorit denilen Hz. İsa’ nın fakirliğini savunan tarikat vardır ve karşılarında zenginlikten yana olan Frankeştaynlar, Papalık, Krallık ve laikler söz konusu edilmektedir. Minimati tarikatı ve sosyalizm in uygulaması –felsefesinin sorgulanması olarak düşünülebilr. Çünkü yazılduığı dönem sosyalizmin geliştiği bir dönemdir. Diğer yandan Hz. İsa’nın gülmediği ve dolayısıyla gülmenin hoş görülmediği felsefe işlenmektedir. Yine iyi ve kötü günah üzerinde duruluyor. Burda minyatürler üzerinden işleniyor.

Türk islam edebiyatı hocalarından rahmetli Prof. Dr. Esad Coşan hoca’nın seksenli yıllarda bir konferansını dinlemiştim. ilginç bir şey anlatmıştı. Kendisin doçentlık tezi olarak İbrahim Müteferrika’nın kitabı Risale-i İslamiyye adlı kitabını çalışdığını söylemişti. Bu kitabın islamı anlatan kitap olduğunun düşünüldüğünü fakat kitabın aslında bir papaz olan ibrahim Müteferrikanın islama giriş serüvenini anlattığını söylemişti. Şöyle dediğini anlatır: mürüvvetsiz papazlar kiliseler de bize okutmadığı kitaplar vardı. Bunları bizlerden gizlerlerdi. Gerçeklerin yazdığı kitapları görmemiz için bunları yasaklardı, diye anlatır. Esad Coşan kilise kütüphanelerinde peygamberimizi müjdeleyen incil nüshalarını sakladığını söylemişti. Aynı bilgi bu kitapta da var!
.

Kitaptan aldığım bir kaç notu ilginize sunuyorum:

‘ Efendimizin yaraları için ağlamayı öğren, kitapları at’ s. 94

‘Finis Africae’den çalınmış ciltten seçilmiş bazı cümleler..’ s. 361
‘Rrahiplerin sakladığı bazı kitaplar’ s. 58
‘ Credo in unum deum-Bir tanrıya inanıyorum diyeni öldürmek’ Sy. 142
‘ Bir sürü insan; İsa’nın gülüp gülmediğini sormuştur.’ S.208

Hüseyin Budak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir