Senem Gezeroğlu ile Edebiyat Üzerine

Söyleşiyi Yapan: Dilara Pınar ARIÇ

Senem Gezeroğlu nasıl bir yaşantıya sahip? Özgeçmişinizi tanıyalım.

Elbette. Kendimi tanıtmayı pek sevmem ama kitaplarımda yer alan biyografimi ekliyorum:

Senem Gezeroğlu 1986, Kayseri doğumlu. Erciyes Üniversitesinde lisansını, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde “Nezihe Meriç’in Öykülerinde Kronotop (Zaman-Uzam)” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı.

Yeni Türk Edebiyatı alanında çalışmakta, Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Çeşitli dergilerde öykü, deneme, makale, edebî eser inceleme, tahlil-tanıtım ve söyleşileri yayımlanmıştır.

Kitapları:

Zaman Dursun İstedim (öykü, 2016)

Unuttum Yalnız (öykü, 2018)

 

Yazarlıkta nasıl bir yol izlediniz?

Kendimi bildim bileli okurum. Kitapların dünyasında kendimi bulurum. Yazmaya olan ilgim ve merakım ise çok küçük yaşlarda başladı. 8. sınıf öğrencisiydim ve garip bir şekilde roman yazarak başladım. Tabii ki yayımlatmadım, hâlâ bir köşede saklarım çocukluk hatırası diye. Devamında şiirler, mektuplar, anılar, hikâyeler, kitap inceleme-tanıtım yazıları geldi. Bunu kalemime işlerlik kazandırmak için yaptığım denemeler diye de yorumlayabiliriz maymun iştahlılık diye de. O zamanlar tür ayrımı yapmadım. Ben öykücü olacağım ya da ben şair olacağım demedim. “Ben edebiyatçı olacağım” dedim. Yıllar geçtikçe bunun başına “kaliteli” eklendi. Şimdilerde bütün enerjimi öykü, roman, kısaca kurmaca ve kurama ayırıyorum.

Yazarlığa ilk ne zaman başladınız?

Bir önceki soruyla ilişkili olarak çok küçük yaşlarda başladım ama bazı şeylerin başlangıcını bilemezsiniz ya, yazmak da benim için öyle. Sadece kâğıdın kalemle buluşması değil, sanki bu dünyaya düştüğüm andan itibaren yazıyorum, çünkü ben kendimi böyle var ediyor, var olduğumu hissediyorum.

Sizi etkileyen kitaplar ve yazarlar nelerdir?

Öyle çok ki… Buraya isim sığdırmam mümkün değil. Hem yerli hem yabancı edebiyatta ve farklı türlerde kitaplar okumayı seviyorum. Ama beni postmodern eserler daha çok etkiliyor diyebilirim.

Yazarlığınızda etkilendiğiniz olaylar ve kişileri nasıl belirlediniz?

Aslında bunu kendiniz belirlemiyorsunuz. Etki öyle bir şey değil. Görünmez bir duvara çarpmak gibi. İlerliyor, yürüyor, koşuyorsunuz ve sonra birden çarpıyorsunuz, çarpılıyorsunuz. O sertlik sizi başka bir dünyayla karşılaştırıyor. Gerçekler, acılar, belki başka bir şey ama o her neyse bir kere çarpınca ve sizi etkisi altına alınca artık eskisi gibi bırakmıyor. Etkilendiğim kişiler ve olaylar da öyle.

Yazar olmak isteyen gençlere nasıl tavsiyede bulunmak istersiniz?

Tavsiye vermeyi pek sevmem, kendimi bu konuda yetkili mercii de tayin edemem ama edebiyat yolculuğumuzda beraber yürüdüğümüz insanlarla deneyimlerimi paylaşabilirim. Öncelikle çok okusunlar. Hangi türde yazacaklarsa, şiir mi roman mı öykü mü kuram mı her ne ise, onun kurdu olsunlar. Geçmişin birikimiyle birlikte günümüz edebiyatını takip etsinler. Yeni çıkan kitaplara ve dergilere ulaşmaya çalışsınlar. Kendilerini etkileyen kitaplar hakkında not tutsunlar, hatta mümkünse yazı yazsınlar, yayımlatıp yayımlatmamak kendi tercihleri ama iyi kitaplara dair yazılar yazmak çok öğretici ve besleyici oluyor. Önerebileceğim bir başka şey ise yazmaktan uzak durmasınlar. Kalemi körleştirmeye gelmez, mümkünse her gün yazmak iyidir, türü veya kalitesi çok önemli değil boş bir kâğıda bilinçaltını saçmak bile bir yazma deneyimidir. Son olarak sürece odaklansınlar, edebiyat uzun bir yolculuk.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir