Mahmut KAPLAN Dükkânın önüne attığı plastik sandalyenin üzerinde oturuyordu. Sokağı dolduran çocuk bağırışları arasında gözleri yuvarlak yüzlü, yerinde duramayan kısa pantolonlu bir çocuğun üzerinde sabitlenmişti. Çocuğun her hareketi dudaklarında farklı bir tebessüm bırakıp gidiyordu. Çocuk cıva gibi yerinde duramıyor, koşuyor, ayağı takılıp düşüyor, kalkıp yeniden koşuyordu. Hayri Bey’in yüreği çocuğun paytak ayaklarına dolaşmış, onunla sendeliyor, […]
