Dj Mert Hakan ile Söyleşi: Söyleşiyi Yapan: Dilara Pınar ARIÇ

Dj’liğe nasıl başladınız?
Aslında bu meslek benim için iki farklı kolda aynı anda ilerliyor. Bir tanesi radyo, bir diğeri ise gece kulübü DJ’liği.
Radyo DJ’lik işine doğup büyüdüğüm Kastamonu şehrinde 1993 yılında bir diş muayenesi sırasında aldığım bir teklif üzerine başladım. Diş hekimi muayene sırasında bana sorular sorarak diksiyon ve genel kültürümü ölçerek beğenmiş ve muayene sonunda da bana teklifte bulundu, ben de kabul ettim. O sene üniversiteyi kazandığım Eskişehir’e giderek kendimi daha da geliştirip bu işin merkezi olan İstanbul’a gelerek kariyerimi devam ettirdim.
Kulüp DJ’lik kariyeri ise 1995 yılında Eskişehir’de hayal kahvesinde başladı.

Müzikle ilgilenmeniz ne zaman başladı?
Annemin soyledigine göre bir bebekken uyku sorunları çektiğim zaman annem başucuma bir radyo koyar ve kolayca uyumamı sağlarmış. Radyo aşkı o yıllardan anlaşılan 🙂 İlkokuldayken de flüt çalmaya başladım, duyduğum her melodiyi zorlanmadan çalabildiğimi keşfettim. Sonrasında babam ortaokul döneminde bana bir org aldı. Kendimi daha da geliştirmeye çalıştım. Sesimin de iyi olduğunu söylerlerdi, sınıfta ne zaman bir şarkı söylenmesi gerekse hemen bana söyletirlerdi ama ben hiçbir zaman şarkı söylemeye çalışmadım ilerleyen yıllarda. Sadece kurumsal jingle yaptığımız markaların melodilerini seslendiriyorum.

Türk müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Teknolojinin gelişmesiyle ruhunu kaybettiğini düşünüyorum. Özellikle Spotify gibi en alakasız şarkıyı bile editör listelerde zirveye koyarak tanınır hale getiren streaming platformlarının dokunuşlarıyla kendini kaybettiğini düşünüyorum. TikTok’taki akımların da bu durumu desteklediğini düşünüyorum.

Türk müziğinin dünya üzerindeki yeri nedir?
Maalesef bu alanda da başarılı olamadık.
İngilizler Amerikalılar Hollandalılar Hintliler Romenler Koreliler derken bir çok ülke bu alanda başarılı oldu stratejileri sayesinde. Biz medeniyetimizden gelen geleneksel tınılarımızı modern soundlarla birleştirip kendi tarzımızı yaratabilirdik. Dünya çapında öne çıkan isimlerle iş birliğine gidip şarkıcılarımızı zirveye taşıyabilirdik. Bunu son dönemde en iyi yapan ülke Güney Kore.

Müzik seçerken tercihinizi nasıl belirliyorsunuz?
Yöneticisi olduğum Number1 FM ve NR1 TV için şarkı seçerken, kolay dinlenilebilir eşlik edilebilir genele hitap eden ve insanı hemen yakalayan şarkılar seçmeye çalışıyorum sözleri müziği ve aranjesiyle.
Eğer bir mekanda DJ olarak müzik yapacaksam, işte o zaman herkesin ezbere bildiği şarkıların tarafımca üretilmiş eğlenceli versiyonlarını çalıyorum.

En kaliteli müzik dünyanın neresinde mümkün?
İletişim ve üretim teknolojilerinin kolaylaşmasıyla birlikte dünyanın her yerinde mümkün artık.

Müzik direktörü olmak için ne yapmalı?
Müziği çok sevmeli, çok yönlü dinlemeli çok araştırmalı ve öğrenmeyi asla kesmemeli.

Klasik ve Türk sanat müziğinden etkilendiğiniz oluyor mu?
Olmaz mı, asıl cevher orada zaten. Hatta bu anlamda dünya çapında bir projemiz var uygulamaya geçirmek istediğimiz. Müzik dünyasının kendi reklamını yapmak istemeyen deha ismi Bayülken ile gerçekleştirmek üzere olduğumuz bir projemiz var.

Türk müziğinde dünya müziğinin etkisi nedir?
Arabesk döneminde Arapların etkisinde kalmışız. 50 lerden 90 lara kadar Fransızlar İtalyanlar ve Avrupalıların bestelerine Türkçe sözler yazmış Türkçeleştirmişiz. Çok özgün olamamış genelde devşirmişiz anlaşılan. Bu hâlâ devam ediyor bence. Türkiye’den çıkan bir şarkının bütün dünyayı orijinal dili ile kasıp kavurmasını çok isterdim doğrusu.

Hint, Romanya, Kore müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hintliler orijinal melodilerini bütün dünyaya tanıtmayı başarmış bir toplum ancak Romanya ve Kore farklı bir yol seçti kendine.
Onlar var oldukları dönemin popüler soundlarına uyum sağladılar onlar gibi beste ve alt yapılarla ilerlediler. Romenler İngilizce şarkılarla dünya çapında boy göstermeye çalışırken, Koreliler yaptıkları işbirlikleri ile oluşturdukları bu yeni şarkılara kendi dillerini de monte ettiler. Sonuçta KPop diye bir akımın başlamasının altında yatan başarılı strateji işte tam olarak budur.

Türk müziğiyle etkileşim halinde türler nelerdir?
Arabesk ve pop ve rap diyebiliriz. Arabesk bizim toplumumuzun ruhen sevdiği ve vazgeçemediği bir tür tabii ki. Önce orijinal haliyle çok dinlendi, sonra benim ağlak rock dediğim rock şarkılarının içine girdi, şimdi de rap şarkılarının içine girdi ki ben ona da Trabesk diyorum.

İdolünüz var mı?
Freddie Mercury… Bazı zamanlar oluyor ki sahneye 200.000 kişinin karşısına çıkıyorum. İşte öyle zamanlarda bana enerji versin diye Bohemian Rhapsody filmini izlemeden çıkmıyorum kulisten 🙂

Dj olmak isteyenlere tavsiyeniz nedir?
Artık başkalarının şarkılarını çalarak bir ancak belli yerlere gelinebiliyor, yani muhakkak üretim yapmak lazım. Başarılı olmak istiyorsak her yerde çalınan şarkılara bizim imza atmamız lazım. Kısacası üretim üretim üretim…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir