Bir Adam Yaratmak Piyesinin Ruh Bilimi Açısından İncelenmesi

Dilara Pınar ARIÇ
Ruhbilim, insanın zihinsel süreçlerin davranışlara yansımasını inceleyen bir bilimdir. Edebiyat yani yazın ise yazılı metinlerin incelenmesidir. Ruh bilim edebiyata uygulandığında bambaşka sonuçlara ulaşılır. Necip Fazıl da psikolojiyi en iyi kullanan yazarlardan biridir. Bir Adam Yaratmak piyesi insan davranışları incelendiğinde patolojik bir durum arz eder. Bu çalışmamızda, Bir Adam Yaratmak piyesi psikolojik açıdan incelenecektir.
“-Babası, kendisini bir incir ağacına asmıştı.” cümlesiyle başlar piyes.
“-Ne görüyorsun?
-Büyük bir incir ağacı!
-Her dalında bir insan çekecek kadar iri bir incir ağacı, değil mi?”
İncir ağacı benliğidir. O ağaçta benliğini yok etmektedir. Bahçesindeki ağacı seçer. Ağaç kahramanın benliğindeki karanlığı temsil eder. Gerçekleşeceği önceden anlatılmaya çalışılıyor. Röportaj yapan kişi yazarı sıkıştırıyor. Bahçesinde gerçekten incir ağacı vardır. Bahçesindeki incir ağacını seçmesi olayların gerçekleşeceğini gösteriyor. Olayın olacağını önceden haber vermektedir.
Piyesteki kahramanın babası kendisini asmıştır. Nedeni bilinmemektedir. Bir kaza sonucu annesini öldürmüştür.
“Kendi kendine öyle bir ceza vermiştir ki, ondan kurtuluş yoktur. Vicdan azabı günden güne pençesini beyninde derinleştiriyor. Birdenbire gözünde, o zamana kadar hiç dikkat etmediği bir şey canlanıyor. Babasının akıbeti! İkide birde babam kendisini incir dalına asmıştı, diye söyleniyor. Muvazenesi gittikçe bozuluyor. Artık annesinin acısı onda mücerret bir ölüm korkusu halinde tecelliye başlıyor. Ölüm; sağı, sou, önü, arkası, her tarafı ölüm. Piyes baştan baa bu adamın ölüm korkusu ile dolu. Zaten ismi de ‘Ölüm Korkusu.’. Yanlış mı görüyorum?” Turgut’un yorumu bu şekildedir.
“… ölümden kaçacağı yerde ölümün kucağına atılıyor Kendisini, evindeki incir ağacına asıyor. Babasının asıldığı incir ağacına. Aynı ağaca. Piyes de bitiyor.”
Hüsrev bu piyes için hayal oyunu der, ancak gerçekleşecektir.
Gazeteci röportajdan sonra gazeteden ayrılır. Ölüm Korkusu baş aktörü ile konuşurlar. “Piyesteki vak’a muharririn başından geçmiş bir midir, değil midir?” diye sorar.Silahtan bahsederler. Evde silah vardır. Bir soru işareti uyanıyor Gerçeklik ile hayal karmaşası yaşamaya devam ediyor. “Piyesinizdeki kahramanın babası, kendisini bir incir dalına asmıştı. Bu fikri size ağaç mı verdi?”
Muharririn annesi babasının ölümünü itiraf eder. Hüsrev, Selma’ya Mansur’u ayarlamaya çalışmaktadır. Selma’yla konuşmaya başlarlar. Mansur ile Hüsrev konuşurlar. Hüsrev’in hep ölümden bahsettiğini söyler. Hüsrev, Selma’yla Mansur’la evlenmesi için konuşur. Daha sonra Zeynep’le konuşurlar. Konuşmanın sonunda Hüsrev, “Kimse bana kendim kadar düşman değil!” der. Değişim başlamıştır.
Nevzat doktordur. Ruh hastalıkları doktorudur. Konuşmaya başlarlar. Nevzar, “Herkes bir cephesiyle alakadar. Bense marazi tarafıyle.” der. Doktor Nevzar Ölüm Korkusu piyesini eleştirir. “Şimdi senin ölüm korkusu piyesindeki tipi normal bir adam kabul edebilir miyiz?” der.
Zeynep tabancada kurşun olup olmadığından konuşur. Mansur’a sorarlar. O da “Piyeste tabii olmayan bir şey yok.” der.
Hüsrev tabancıyı eline alır, anlatmaya başlar. Tam anlatırken Selma’yı yanlışlıkla vurur. Herkes ayaklanır. Hüsrev’in “Babam deli miydi?” demesi en can alıcı sorudur. Babasının neden delirdiğini merak edip sorar. Daha sonra Hüsrev annesini eleştirmeye başlar. “ Ne de kolay ağlıyorsunuz! Siz bir takım insanlar, ne de kolay ağlıyorsunuz! Gözyaşlarınız olmasaydı neyle müdafaa edecektiniz kendinizi?”
Daha sonra Selma’nın Hüsrev’i sevdiği anlaşılır.
Muharririn yazdığı piyesi birebir yaşadığı anlaşılmaya başlar. “Hüsrev’in çıldırmak üzere olduğunu ilan etti. Yazdığı piyesi harfi harfine yaşıyor dedi.”
Hüsrev delirmeye başlar. Babası gibi olmaya başlamıştır. “Dünyam elimden gidiyor. Bir el, altımdan bir şey çekiyor. Bir masanın örtüsü gibi bir şey. Onu çekiyorlar. Herşey devriliyor. Herşey onunla beraber kayıyor.” der.
Piyesin en can alıcı diyaloğudur. Piyesin özünü içermektedir. “Ben ne yaptım? Bir hududu zorladım. Kendimin dışına çıkmak isterken, kendime rast geldim.” der.
Necip Fazıl’ın elinden şiirsellik akmaktadır.
“Gelsin artık her şey yerli yerine! Verin bana artık dünyamı! Salıverin beni karanlıklara!” Hüsrev artık delirmiştir. Yarattığı karaktere bürünmüştür. Kimliği değişmiştir. Hüsrev artık yarattığı karakterdir.
Zeynep Hüsrev’le konuşurken Hüsrev kendi psikolojini tahlil eder.
“Saadetlerin yüzde yüzü olan hayvani saffetleri, bir sansarın pilici boğması gibi boğuveriyor.”
Zeynep, Selma’nın Hüsrev’i sevdiğini anlar. Şeref, Hüsrev’in hasta olduğu söyler. ”Güzel; belki hastayım. Yalnız şu anda beni hasta bilmeyin! Bu sözlerle hazmedilmeyecek bir şey buluyorsanız, onları sıhhatli bir adamdan, sıhhatli bir dakikasında çıkmış farzedin!”
Hüsrev artık çıldırmıştır. Yarattığı karaktere dönüşmüştür. “Artık anlıyorum. Beni kendi kendimle, azabımla ve cinnetimle yalnız bırakmayacaklar. Kendi kendimle yalnız kalabilmek ne lazımsa yapacağım.
Monolog, Hüsrev’in çıldırdığının göstergesidir. Artık çıldırmanın son raddesine gelmiştir.
“Hatırlıyor musun, bana nasıl babamı sorardın? Niçin kendini astı? Şimdi ben soruyorum.”
Nevzat, Hüsrev’in hastaneye yatmasını istemektedir.
Hüsrev’in kitap odasında babasının portresi vardır. Hüsrev’in delirdiği monolog… Deliliğin son noktasına ulaşmıştır. “Yaşamıyoruz. resimlerimiz, fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz.”
Hürev’i tımarhaneye götürmeye kalkışırlar. Çünkü kendini öldürme tehlikesi vardır. Annesi incir ağacını kestirmiştir. İntihar etmesini istememektedirler. Hüsrev babasının yazdığı mektubu bulur. “Ölüme ilaç ölümdür.”
Esere adını veren monologtur.
“Bir adam yaratmak… Ona bir kafa, bir çift göz, bir burun, bir ağız uydurmak. Ona göre bir beyin yapmak ve göğsünün içine bir kalp takmak… Ben Allah mıyım?”
Hüsrev düşünmeye başlamıştır. Herkes korkar. “Allah olabilir miyiz?”
Ölen Selma’yı sevgilisi addeder. “ Kıyamete kadar onunla kalayım.”
Hüsrev artık delirmiştir. Tımarhaneye gitmek ister. Her şeyi terk ederek hastaneye gider.
Son sözü şu olur:
“ Ne yapayım anne! Kestiniz incir ağacını!”
Bir Adam Yaratmak piyesi psikolojik açıdan incelendiğinde patolojik bir durum arz eder. Hüsrev, yarattığı karaktere dönüşmüştür. Daha derin araştırmalar yapılarak daha önemli bulgulara erişilebilir. Bu eseri incelemek bizi yeni bilimsel gerçeklere ulaştıracaktır.

KAYNAKÇA
N.F. Kısakürek, Bir Adam Yaratmak, Büyük Doğu Yayınları, Ağustos 2011.
F. Gül KOÇSOY, Psikoloji ve Yazın, Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları Dergisi, 2007.
Oğuz Cebeci, Psikanalitik Edebiyat Kuramı, İthaki Yayınları, 2004.

*

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir