KÖR OLMAK

Nur ARTIRAN
“Göklerde ve yerde nice mucizeler vardır ki, yanlarından geçerler de dönüp bakmazlar bile.” (Yusuf Suresi)
Burada sözü edilen, yerdeki ve gökteki mucizeleri saymakla bitiremeyiz. İlk bakışta hemen fark edilemeyen varlıklar şöyle dursun, üzerine bastığımız toprak, içtiğimiz su, aldığımız hava, gökteki güneş, ay, yıldız dahi herkesin her an gördüğü, bildiği mucizelerdendir. Yeryüzündeki denizler ve içindeki balıklar, dağlari ormanlar ve içindeki hayvanlar… Tüm bunların dışında “insan”ın bizatihi kendisi, en büyük mucizedir. Eğer göz görmeyi bilirse, her gördüğünden mutlaka bir ders, bir ibret alır. Zaten yukarıda sözü edilen gözü yaratılış gayesine göre kullanmaktan maksat; etrafı ibret nazarıyla bakmak, dilsiz, dudaksız bize bir şeyler fısıldayan kainatın sesini duymaktır. Fakat eskilerin deyişiyle, “kimilerine sivrisinek saz olurken, kimilerine davul zurna az” geliyor. Yaşadığı evrene ibret nazarıyla bakmayan kişilere kör denmiştir. “Bu dünyada kör olanlar, öteki alemde de kör olarak dirilecektir” ayeti de, bu durumu ifade etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir