Nur ARTIRAN
“Dilersen akik olur, elmas olursun; dilersen taş olur, kerpiç olursun. Bu aleme o da lazım, bu da!”
İnsanın kendisini sorgulaması, haline ve tavırlarına bir çekidüzen vermesi gerektiğini hatırlatan çok güzel bir söz… Bilindiği üzere Cenab-ı Hak, hiçbir şeyi boş yere yaratmamıştır. Evrende var olan her şeyin mutlaka bir sorumluluğu ve vazifesi bulunmaktadır. İnsan ise, bu yaratılmışlar içinde en özel, en kutsal yere sahiptir. Cenab-ı Hak iyi, kötü, güzel, çirkin, insana yaraşan her şeyi ayetler ve hadis-i şerifler vasıtasıyla kullarına bildirip, seçme hakkını da kendilerine bırakmıştır. İslamiyet’i en güzel şekilde temsil eden Peygamber Efendimizin hayatı; tümüyle sevgi, saygı, hürmet ve muhabbettir. Cenab-ı Hak, asla cebri değildir. Bundan dolayı İslam dini, tümüyle özgürlüğe dayalı bir inanç sistemidir. Eğer İslam adına baskıcı, zorba, cebri bir davranış sergiliyorsa; bu, kişinin kendi eksik, yanlış anlayışının neticesidir. Bir insanın bu alemdeki en büyük vazifesi, maddesel ve ruhsal boyutuyla özgürlüğe sahip olmaktır. Huzura ve saadete giden yol da açıktır, zulmet ve karanlığa giden yol da açıktır. Bu iki yol arasındaki fark ise, en kapsamlı şekilde ifade edilmiştir. Tercih, kula aittir. O nedenle, “İster akik, elmas; ister taş, kerpiç olursun” denmiştir. Özgürlük ise, kendi istekleri ve arzuları çerçevesinde sınır tanımadan yaşamak değil; insanı ve insani değerleri korumak, toplumun huzurunu, birlik ve beraberliğini kendi şahsi çıkarlarının üstünde tutmaktır.
