HİDDET VE ÖFKENİN ZARARI

Nur ARTIRAN
“Hiddet ve öfkeye kapılıp başkalarını çiğneyip geçme ki, Allah’ın gazap ayağı da seni çiğneyip geçmesin.”
İnsan Cenab-ı Allah’ın sıfatları üzere çok güçlü olarak yaratılmıştır. Tüm evreni içine alabilecek kadar oldukça geniş bir ruhsal kapasiteye sahiptir. İnsani ruhtaki bu yücelik karşısında, dünya küçük bir top gibi kalır. Fakat insan kendindeki bu yüceliği bu ilahi gücü kullanarak beden mülkünün hükümdarı olmak yerine çoğunlukla nefsinin esiri olarak yaşamayı tercih eder. Nefse tabi olmanın en büyük özelliği de sabır ve küunettir. Dolayısıyla nefsin temsil ettiği duyguları rehber edinen kişiler, ani reaksiyonlar neticesinde çok kırıcı olup insanı ve insani değerleri bir anda çiğneyip geçebilirler. Bu onlar için gayet tabii bir yaşam biçimidir. Çünkü onların kendi kişisel çıkarları,benlik ve egoları her şeyin üstündedir. Böylesi bir durumda belki ani ve kısa süreli bir hakimiyet üstünlük söz konusu olsa da, hiç şüphesiz, zamanı geldiğinde, Cenab-ı Hakk’ın ilahi adaleti, kuvvet ve kudreti karşısında, gerçekte ezilen, hor görülen ve zarar eden mutlak bu kişinin kendisi olacaktır. Zerre kadar bir haksızlığın dahi insanın yanına kalmayacağı, bu haksızlığın bedellinin mutlak ödeneceği ayetle sabittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir