Süyün-Bike’yi Bilir Misiniz?

Nogay Beyi Yusuf Mirza’nın kızıdır. Çok akıllı, güzel ve alımlı bir bayandı. 1532 yılında, 15 yaşında iken Kazan Hanı Can Ali ile evlendi. Kazan’a geldiğinde Kazanlılar tarafından da çok beğenildi ve sevildi. Fakat Can Ali Han, Kazan Hanlığı için değil, Moskova Büyük Knezi olarak 1505-1533 yılları arasında hüküm süren 3. Vasili için çalıştığından nefretle anılıyordu. 1535 yılında Kazan’da Can Ali Han’a karşı isyan başladı. İsyan sırasında Can Ali öldürülünce Süyün Bike, 17 yaşında dul kaldı.

Kazanlılar Can Ali Han’dan sonra, 24 yaşındaki Safâ Giray’ı ikinci defa Han seçtiler. Safâ Giray Han Süyün-Bike’yi kendisine eş olarak aldı. Safâ Giray Han, vatansever bir insandı. Halkı O’nu çok seviyordu. Süyün-Bike de sevdi. Safâ Giray; 1535, 1537, 1540, 1545 ve 1547 yıllarında Ruslarla savaştı. Çoğunda galip gelmesine rağmen, Rus belâsını defedemedi. 1549 yılında vefat etti. Süyün-Bike ikinci defa dul kaldı. Safa Giray’dan olan oğlu Ötemiş Giray iki yaşındaydı. Kazan halkı, Ötemiş Giray’ı Han seçti. Yaşı küçük olduğu için ülkeyi Süyün-Bike yönetiyordu.

1549 yılına gelindiğinde Rusya’da Kinezlikler birleşmiş, ‘Çar’ idâresi başlamıştı. Tahtta, ‘Korkunç’ lakabı ile anılan 4. İvan vardı. Ruslar tekrar Kazan’a saldırdılar. Süyün-Bike’nin babası Yusuf Bey, İvan’a haber göndererek Kazan Hanlığı’nın yönetimine kendisinin geleceğini, onun için şehri yakıp yıkmamasını diledi. Böylece zaman kazandı. Kazandığı zaman içerisinde ordu kurup Moskova üzerine yürüdü ise de yenildi.

1551 yılında Süyün-Bike, Ruslarla baş edemeyeceğini anlayınca, İvan’a elçi gönderip barış anlaşması imzalamak istediğini bildirdi. Bu istek gerçekleşmeyince Kazanlılar Süyün-Bike’nin ülkeyi kurtaramayacağını düşündüler. Koşçak adında bir Müslüman Türk, yanındaki yiğitlerle birlikte Ruslara karşı mücâdele ettiyse de, Ruslar O’nu önce esir aldılar, sonra da şehit ettiler.

Kazanlılar; Rus saldırılarından korunmak için Süyün Bike’nin, Rus taraftarı olan Şeyh Ali ile evlenmesini ve Şeyh Ali’nin ülke yönetimine getirilmesini teklif ettiler. Süyün-Bike teklifi kabul etmeyince, Kazan halkı ülkelerini Rus saldırıları neticesinde yakılıp yıkılmaktan kurtarabilmek için Süyün-Bike ve oğlunu Ruslara teslim etmeyi kararlaştırdılar. Çok direnen Süyün-Bike’yi zor kullanarak ve canını yakarak tevkif ettiler. Ötemiş Giray da esir alınmıştı.

Süyün-Bike, Ruslara teslim edilmeden önce eşi Safâ Giray’ın kabrini ziyâret etmek istediğini söyledi. İsteği kabul edildi. Eşinin mezarı başında; ‘Ey benim sevgili Hânım, çok sevdiğin hanımının hâlini görüyor musun? Şimdi beni sevgili oğlun ile Rus yurduna esir olarak götürüyorlar. Niçin beni dul, sevgili oğlunu öksüz bırakıp kara toprak altına girdin? Beni de yanına al, Rus Kinezi’ne gönderme. Dinleri ve dilleri başka olan yerlere gitmem. Ey sevgili Hânım, Niçin sevgili Bike’nin feryatlarını işitmiyorsun? İşte burada kapı dibinde merhametsiz askerler duruyor. Onlar beni senin yanından alıp götürecekler…’

Diyerek eski eşiyle dertleşti. Ağlamaktan halsiz düşüp eşinin kabri üzerine yığılıp kaldı. Görenler ağladılar. Rus görevlinin taş kalbi yumuşamamıştı. Adamlarından birini gönderip Süyün-Bike’yi getirmesini emretti. Görevliler O’nu yüzükoyun yattığı kabir üzerinden kaldırdılar. Halsiz düşmüş, yüzü solmuştu. Merhamete gelen bir görevli; ‘Bike korkma, ölüme gitmiyorsun. Seni Moskova’ya büyük bir saygıyla götürüyoruz. Kazan’da nasılsan orada da öyle olacaksın. Çar iyi adamdır. Sana Kazan yerine Rus yurdunda şehir verir. Sen istemezsen seni Şeyh Ali ile evlendirmez. Zâten Şeyh Ali seninle evlenmeyi düşünmez. Sen genç ve güzelsin. O, baban yaşında ve çirkin bir adam.’ Diyerek teselli etti.

Çâresiz Süyün Bike, artık iki koluna giren bayan görevlilerin arasında hayâlet gibi yürüyordu. Arabaya bindirildi. Araba, nehir kenarında bekleyen geminin yanına yanaştığında Süyun-Bike’yi koltuk altlarından tutup gemiye naklettiler.

Süyün Bike gemi hareket ederken, pencereden baktı ve hıçkırıklar arasında sevdiği şehre seslendi:

Sen kanlı kaygılı şehir! Senin başından tacın düştü. Sen şimdi dul kadın gibi kaldın. Ruslara kul oldun.

Şânın, şerefin çalındı. Sen başsız aslan gibi kalıp bittin. Her devlet, akıllı hanlarla idâre edilmeli. Güçlü askerle korunmalı. Bunlar olmadığı için seni eller aldı. Senin güçlü hanın öldü, komutanların güçsüzleşti. Kimse sana yardım etmedi. Sonunda sen yenildin. Şimdi sen geçmişteki haşmetini, bayramlarını, güzel günlerini unutup benimle birlikte ağla. Nerede senin önceki hanlık bayramların, o eski şanın? Nerede senin genç hanımların, güzel kızların? Bunların hepsi de yok oldu. Senin bal akan ırmakların, lezzetli sular akan çeşmelerin vardı. Şimdi oralardan senin adamlarının kanları akıyor, acı yaşlar dökülüyor. Ey Allah’ım bizim azgın düşmanımız, olan Şeyh Ali’ye cezasını ver. Beni düşmanın eline verdikleri için bana gelen korkular, kaygılar Şeyh Ali’nin de başına gelsin. Niçin bizi yerimizden kovuyorlar? Niçin bizi esâret altına alıyorlar?. Bana Kazan’da küçük bir mezar verseler, başka bir şey istemem.’ Dedi.

Süyün-Bike Moskova’ya geldikten birkaç gün sonra Şeyh Ali Kazan’a gidip hanlık sarayında Kazan tahtına oturdu. Böylece Kazan Hanlığı, Rusların eline geçmiş oldu. Çar İvan’dan Süyün-Bike’yi kendisine eş olarak vermesini istedi. İvan bu isteği kabul etti, tören yapıp evlendirdi. Süyün Bike hâlâ güzel bir kadındı. Şeyh Ali ise kapkara yüzlü, uzun kepçe kulaklı, kısa bacaklı, büyük karınlı, çok çirkin bir adamdı.

Şeyh Ali, kendisine eş olmayı reddeden Süyün-Bike’ye çok kötü davrandı. Burnunu, kulağını kesmek gibi işkenceler etti. Bu şartlar içerisinde O’nun nerede ve hangi târihte nasıl öldüğü (veya öldürüldüğü) bilinmiyor.

Kazan Türkleri vatanlarını unutmadı. Bâzı hanlarını da…

Eşi Safâ Giray’ı sevdiği gibi, vatanı Kazan Hanlığı’nı da çok seven, kurtulması için çok çalışan Süyün Bike de unutulmadı. O kendisi için değil, vatanı için yaşayan bir güzel insandı.

Kazan halkı, yıllar sonra O’nun için yedi katlı, minâre şeklinde muhteşem bir âbide inşa etti. Günümüzde Kazanlılar, özellikle genç kızlar, bu âbideye gelip, Kazan Hanlığı’nın en ateşli vatanseveri, güzeller güzeli ve fakat tâlihsiz Süyün-Bike için fâtihalar okuyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir