Ayak izi sahile kadardır, denize dalan kişinin ayak izi olmaz!

Nur ARTIRAN

“Ayak izi sahile kadardır, denize dalan kişinin ayak izi olmaz!” (Hz. Mevlana)

Bu dünyada hiç kimsenin arzu ve isteklerinin sonu gelmez, tam bitti dersin yerini başka duygular alır. Bu tükenmez arayışlar, insanı zenginlikler içinde fakir, mutluluklar içinde mutsuz, nice umutlar içinde yine de umutsuz ve bedbaht yapar. Dolayısıyla herkes bitmez tükenmez bir koşuşturma içinde didinir durur. Bunca telaş ve sıkıntıya rağmen de, bir türlü aranılan, saadet, huzur, aşk, muhabbet bulunmaz. Tüm bu duygu ve düşünceler ayak izi gibidir. İnsanın zahir, batın dünyasında çok derin izler bırakılır. Bazen bu izler öylesine derin olur ki, oradan çıkıp kurtulmak mümkün olmaz. Kendi ellerimizle kazdığımız nice çukurlar içinde kaybolur gideriz.  Dolayısıyla dörtte üçü su olan insan neden, niçin, keşkeler içinde hızla akan bir sel gibi,  ummana kavuşuncaya kadar başını taşlara çarpa çarpa akar durur. Yeryüzünde dolaşan dereler, nehirler, ırmaklar denizle birleştiği takdirde, su yatağı olan izi kaybolur. Bir insanın da ayak izi sayılan neden ve niçinlerinin sonu gelmez istek ve arzularının bitmesi, sakini huzurlu, mutlu, mesut bir yaşam sürmesi için, küçük bir dere gibi çılgınca akan varlığını uçsuz bucaksız bir deryaya salması gerekir. Yani gönlü geniş, tüm bencilliklerinden ve egolarından kurtulmuş gerçek akıl sahibi bir dosta yakın olması, onunla birleşmesi gerekir. Ayrıca görmenin, tanımanın, bilmenin mümkün olamayacağını ifade eder bu söz. Çünkü bir gönülde kaybolup giden insanlar gönül gözüyle bilinir, tanınırlar. O nedenle Niyazi-i Mısri Hazretleri böylesine ulu kişileri anlatırken, “İzi olmaz ki izinden biline, sen sanma ki sözünden biline, hakikat ehlinin olmaz izi, nişanı”demiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir