Gül Bahçesi Gibi Bir Hayat

“Ey güçlükleri kolaylaştıran Allah’ım! Sen bize dünyada da ahirette de iyilik ve güzellik ver. Tüm yollarımızı gül bahçesi yap.”

Bu beyit Mesnevide şöyle geçer: “Sahabelerden biri çok hastalanır, hiçbir şekilde derdine derman bulunmaz. Bunu duyan Peygamber Efendimiz, bu sahabenin ziyaretine gider. Peygamber Efendimizin kendisini ziyarete geldiğini gören sahabe, buna vesile olan hastalığına binlerce defa şükreder. Efendimiz hastanın halini hatırını sorduktan sonra ona şöyle bir nazar ederek, ‘Acaba sen bilmeyerek bir dua mı ettin, yoksa bilmeyerek zehirli bir şey mi yedin? Hele bir düşün bakalım, ne çeşit bir dua ettin? Nefsinin hilesine uyup Allah’tan ne istedin?  Der. Hasta sahabe uzun uzun düşündükten sonra birden ettiği dua aklına gelir ve şöyle der: ‘Ben Cenab-ı Allah huzurunda kendimi çok günahkar ve suçlu görüyordum. Cehennemde yanmaktan da çok korkuyordum. Ne yapacağım, nasıl tövbe edeceğimi bilemez olmuştum. Böylesi bir durumda şöyle dua ettim. Ya Rabbi, öteki alemde günahlarımdan dolayı çekeceğim azabı, bana bu dünyada çektir. Senin huzuruna ayıpsız günahsız geleyim. Ben böyle dualar ederken bu hastalık bana bulaştı.’ Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar. ‘Sakın bu duayı bir daha etme! Kendi hayatını kendi ellerinle yok etme! Ey zavallı, senin ne gücün var ki böyle bir yükün altından kalkabilesin!’ Bu sözleri duyan sahabe, ettiği duadan pişmanlık duyarak Cenab-ı Allah’tan yardım diler ve başka türlü dualar eder. Peygamber Efendimiz hasta sahabeye şöyle buyurur: ‘Sen bu dualarına şu sözleri de ekle, de ki: Ey güçlükleri kolaylaştıran Allah! Sen bize dünyada da ahirette de iyilik ver, güzellik ver! Allah’ım bizim yolumuzu gül bahçesi gibi güzelleştir. Varacağımız yer sen bulun, yürüdüğümüz yol, bizi sana getirsin!”

Anlatılanlardan açıkça anlaşıldığı üzere, her şeyde olduğu gibi, ettiğimiz dualar, daha sonra altından kalkamayacağımız sonuçlar doğurabilir. O nedenle Hz. Nuh Peygamber şöyle dua etmiştir: ”Ya Rabbi, ne olduğunu bilmediğim şeyleri Sen’den istemekten yine Sana sığınırım.

Nur ARTIRAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir