Etiket Arşivleri: Mahmut kaplan

Huzurun Zaferi

Mahmut KAPLAN Her gece bir yeni elemle başlar İçime inceden bir sızı çöker Hızlı hızlı iner gözümden yaşlar Hüznümü taşırır yüzüme döker. Gözümde yıldızlar oynaşır durur Gurbet içimde bir karanlık gece Yıllar öncesine beni savurur Hayaller ürpertir beni gizlice Gâh koşarım düşer yuvarlanırım Boynum bükük suçlu suçlu ağlarım Bir ses duysam vakit geldi sanırım Kıyam […]

Harap Mescitte Bir Adam

Mahmut KAPLAN Yıldızları bir bir sönerken göğün Harap mescidin mihrabında bir gölge uyandı Belli belirsiz ölgün. Kırık camlarda ilk ışıklar oynaşadursun Mihrabda bu gölge neden otursun? Başı önüne sarkmış, halsiz Kendini bir derin rüyaya bırakmış Gibi durgun. Şafakla büsbütün sarardı. Yüzünde huzme huzme ıstırap Belli ki gözyaşları durmadan akmış. Hafifçe kımıldar gibi oldu başı, baktı […]

Tuhfe-i İhvan Der Vasf-ı Belde-i Umman

Mahmut KAPLAN Fâ i lâ tün/ fâ i lâ tün/ fâ i lün Hayra dersen her işin ersin başı Besmeleyi kıl dilinin yoldaşı Hak Teâlâ ol dedi her şey ki var Kudretiyle buldu varlık iştihâr Kudreti sonsuz Alimdir Lemyezel Evvel Âhir ismidir Ebed Ezel Kâinât her emrinin fermânberi Asla çıkmaz emr-i Haktan dışarı Kâinât mutî […]

Sen Gelmedin

Mahmut Kaplan Ağır gövdesini sıkıntılı bir kımıldayışla ileri doğru sürükledi; dudaklarında hüzünlü bir titreyiş: -Babam çağırdı, “öldü” dedi; “annen öldü”. Sendeledim, anlamadım önce ne dediğini. Tekrarladı babam, boğazına çöreklenen hıçkırıklar arasında: -Annen, annen öldü… -Annemin yatağının başucuna yığıldım. Hareketsiz yatıyordu. Gözleri kapalıydı. Zayıf, kuru, bir deri bir kemik kalan ellerini tuttum, öptüm, öptüm, öptüm… Sonra […]

Acemi

Mahmut Kaplan Türkçe öğretmeni Murat Bey, öğretmenler odasındaki yuvarlak masanın başında gazete okuyordu. İçine bir ağrı saplandı birden: Genzi yandı, gözleri nemlendi; yanaklarından gözyaşları inmeye başladı. Gözleri küçük puntolarla yazılı bir habere takıldı kaldı. Bıyıklarının uçları yukarı kıvrık bir vesikalık fotoğraf, altında: “Öğretmen Ethem Er’in cesedi demir yolunda rayların üzerinde parçalanmış bir halde bulundu. Savcılık […]

Hayri Bey

Mahmut KAPLAN Dükkânın önüne attığı plastik sandalyenin üzerinde oturuyordu. Sokağı dolduran çocuk bağırışları arasında gözleri yuvarlak yüzlü, yerinde duramayan kısa pantolonlu bir çocuğun üzerinde sabitlenmişti. Çocuğun her hareketi dudaklarında farklı bir tebessüm bırakıp gidiyordu. Çocuk cıva gibi yerinde duramıyor, koşuyor, ayağı takılıp düşüyor, kalkıp yeniden koşuyordu. Hayri Bey’in yüreği çocuğun paytak ayaklarına dolaşmış, onunla sendeliyor, […]

Hacamat

Mahmut Kaplan Aralık ayının son günleri, soğuk bir gecenin sabahı, güneş ortalığı aydınlatmış, evin içini ışığa boğmuştu. Gazetesinden başını kaldıran Nail, canlanan caddeden gelip geçenlere bakarken, bir baston sesi ile irkilmişti. Yaşlı bir adam bastonuyla caddeyi tokatlarcasına gidiyordu. Kulaklarında uzaklaşan bu baston sesi ile Nail, pencerenin önünde çakılıp kalmıştı… Ilık bahar güneşi ile topraktan hafif […]