Harap Mescitte Bir Adam

Mahmut KAPLAN
Yıldızları bir bir sönerken göğün
Harap mescidin mihrabında bir gölge uyandı
Belli belirsiz ölgün.
Kırık camlarda ilk ışıklar oynaşadursun
Mihrabda bu gölge neden otursun?
Başı önüne sarkmış, halsiz
Kendini bir derin rüyaya bırakmış
Gibi durgun.
Şafakla büsbütün sarardı.
Yüzünde huzme huzme ıstırap
Belli ki gözyaşları durmadan akmış.
Hafifçe kımıldar gibi oldu başı, baktı
Harap mescitte yalnız uçup gitmiş serap
Duvarlar çırılçıplak
Desen desen karışık
Oyuklardan kayarak
Kımıldayan bir ışık
Çekilip gitmiş itiraflarının sırdaşı, gece
Gözlerinde sonsuz bir pişmanlığın hüznü,
Dilinde iki hece: “Yâ Rab!”
Nefis başını aldı
Kırarak dizginleri
Beni bir heves aldı
İşte o günden beri
Nefis sultan ben esir.
O buyurdu ben uydum.
Sonra bozuldu sihir.
Bir gizli çığlık duydum.
Ruhumda bir hıçkırık..
Sonra bir acı çöktü günahın kurşun yükü..
Uyandım.. İçimde bir ürperiş
Bir azap bir kırıklık
Belki de bir diriliş
Kaçtım. İnsanlardan uzak, bu yalnız,
Bu benim gibi, yalnız mescide geldim
Tövbe arzusuyla bu yıkık mihraba çekildim
Bu işkence bu azap
Bu tövbe bu ıstırap
Ruhumdaki bu girdap
Nasıl durulur yâ Rab!
Devler yolumu tuttu
Bir kaçak köle idim.
Tekrar kapına geldim.
Fermanım dinledim.
Sen buyurmuştun Rabbim, biz âsî kullarına
Kur’ân’da “Lâ taknetû”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir