Karşılaşma

Ayşe BALTACI

Bir türlü sabit duramıyordu Zaman. Kendinden ve etrafından sıkılmıştı. Neye dokunsa kendinden izler bırakıyor fakat hiçbir şey onu istediği kıvamda mutlu edemiyordu. Yalnız hissediyordu. Her yan bomboş bir sessizlikle kaplıydı. Sessizliğin sesini, hüzünlüyken duymayı sevmiyordu. Bir şeyleri özlüyor ama özlediği şeyin ne olduğunu bilmiyordu. Bilmemek aslında onu içten içe de ürkütmüyor değildi. Derin derin düşüncelere dalmış pencereden yansıyan gün ışığına bakıyordu. Aniden aklına bir şey gelmişçesine irkildi. Evet, ‘’Eğlence’’; ‘sahi nerede o? Yine nerelere kayboldu acaba! Ah eğlence ah alacağın olsun’ dedi ve adeta umudunu kaybetmiş bir halin yorgunluğu üzerine sinmiş gibi ağır adımlarla pencereye doğru yürüdü.
Güneş günü terk etmek üzereydi. Bütün güzelliğini nehre bırakmış ait olduğu yere doğru yol almaya koyulmuştu. Zamanın her halinden Eğlence’yi düşündüğü belliydi ama Eğlence en sevdiği arkadaşı olmasına rağmen pek görüşemez olmuşlardı. Hatta Eğlence’nin ansızın çekip gitmeleri onu iyice rahatsız ediyordu. Sanki kendisini de yanında götürse ne olurdu!? ‘Beraberken iyi vakit geçirdiğimizi düşünen sadece ben olmalıyım ‘dedi. Bir parça eksilmiş gibi hissetti. Hayatında yer alan dostlarını düşündü. Belli ki bazen yalnızlık kaçınılmaz oluyordu. Nihayetinde herkesin kendine dair bir hayatı vardı ve hayat öyle ya da böyle yolunda devam edecekti. Bu düşünceye bütün kalbiyle inansa da birilerini görmek ona iyi gelecekti.
Ardında kalan bir dostu daha vardı evet hatırladı. ‘Sevgili Geçmiş! Nerelerdesin kim bilir… Ah kıymetlim ‘İçi aniden nasıl da hasretle dolmuştu. Gözleri parladı. ‘Evet yaa onu görmek bana çok iyi gelecek’ dedi. Düşündü sahi evren dilinde görüşmedikleri vakti beş nehir yıkanış suyu olarak ancak hesaplayabildi. ‘Onu bir görsem hatıraları yad etsek ne de güzel olur ‘diye düşündü. Yanına gitmek üzere yola koyulmaya karar verdi. Yanında kardeşi Saatten başka bir şeyi almak anlamsız olurdu. Saat’ e seslendi ve durumu anlattı ki Saat de en az Zaman kadar mutlu oldu. Hazırlanıp hemencecik yola koyuldular. İkisi de yola çıkmanın kıymetini bilenlerdendi. Yolculuk denildiğinde mutlaka öğretisi olan bir şeylere şahit olacakları bilinciyle gülümsüyorlardı. Az ötede bulunan otobüs durağına yürüdüler ve gelen ilk otobüse bindiler.
Otobüs tıklım tıklımdı. Bu otobüs herkesi bir yerlere taşıyan Şimdi Otobüsü’ydü. Geçmişe gidebilmek için başka bir otobüsü kullanmaları oyalanmak olurdu. ‘Nasıl olsa birkaç durak sonra birileri inecektir’ düşüncesiyle buldukları yere sıkışmaya karar verdiler. İleriye doğru güç bela ilerlemeye çalışırlarken daha keskin gözlü olan Saat, ‘’Zaman ‘’ dedi ‘’gel gitme burada kal’’. Zaman ne olduğunu anlamadan Saate uydu ve yanında yer alan küçük boşluğa yerleşmeye çalıştı. Boşluk zamana göre küçüktü. Saat boşluğun yarısından fazlasını dahi doldurmasa da ‘’öteye git ‘’dedi. Saat ‘’yer yok ki koluma tutun da düşme ‘’dedi. Zoraki kendini o küçük yere sığdırmaya çalıştı. Tam yerleşecekken ileriden beyaz gömlekli gözlüklü bir amca onlara doğru yaklaşıyordu. ’Bu Doğru Düşünce’ diye mırıldandı Zaman. Onu bir yerlerden hatırlıyordu. Aynı otobüse denk gelmeleri şaşırtıcıydı. ’Nereye gidiyor acaba ‘diye kendi kendine düşündü.
Doğru düşünce onlara yaklaşıyor hemen yanı başlarına kadar ilerledikten sonra ‘ah bu gençler’ diye söylendi. ‘Neden böyleler?’ Zaman olanca dikkatiyle Doğru Düşünce’ye baktı. Sorusunu anlamlandırabilmek için otobüse öylece bir göz gezdirdi. Otobüs zaten kalabalıktı. Herkes kendi halindeydi. Doğru Düşünce’nin hayıflanmasına bir anlam veremedi. Olabilecek bütün ihtimalleri düşünmeye başladı. Olanca hızıyla genç görünümlü herkesi analiz etti. Farklı görünen bir durum yok gibiydi. Görünenin ardında başka bir şeyler olabilirdi fakat ne? Henüz bir şey fark edemedi.
Zihnini susturup cama değen yağmur damlacıklarını seyretmeye başladı. Nasıl olsa bir şey söylenmişse sebebi de gelecektir diye düşündü. O esnada yaşadığı olayları hatırladı. ‘Ah’ dedi ‘benim kadim dostum… Hele seni bir göreyim, oturup iki kelam edelim… ‘ ‘Ben yeniden beni bulurum sorularımı gideririm …’dedi ve ekledi; ‘ Yol sevdiğine giderken ne kıymetlidir.’ ‘Neden böyle ?’ diye tekrar etti. Durdu. Anımsadığı bir şeyler vardı.’ Nedeeen ‘ diye tekrar ederken Doğru Düşünceyi hatırladı. Ona baktı. Şimdi de bu soru aklına takılıvermişti iyi mi ? Neden karşılaşmışlardı? Alması gereken bir mesaj mı vardı? Bütün bu bilinmezlikler içerisinde beklemeye devam etti.
En sevdiği müziklerin tınısını dinleyen bilincine kulak vermeye çalıştı. O esnada tekrar Doğru Düşünce’nin sesini işitti. ’’Evladım o telefonların ekranı incecik, elinden düşerse ben parasını karşılayamam, böyle bir bütçem yok dikkat et ‘’dedi. Muhatabı, yanlarında duran kumral Dakika’ydı. Kız telefonuyla haşır neşir halde ekranından bir şeyler seyrediyordu. Üzerinde hissettiği gözlerden olsa gerek yavaşça kafasını kaldırıp etrafına bakındı ve ne olduğunu anlamaya çalıştı. Zaman ve Saat’le göz göze geldi, gülümsedi. Zaman sadece seyrediyordu. Aklında bir ‘neden’ vardı. Bekliyordu. Doğru Düşünce devam etti ‘’şimdiki gençler bağımlı yaşıyor, hayatlarından aklı çıkarmışlar, dertleri ne anlamıyorum ‘’dedi. Sesini yükselterek ‘’böyle olmaz! bir şeyleri değiştirmeli’ ’dedi. Zamanın içi bir anda karmakarışık oldu. Saate baktı. Saat usul usul kendi halinde mırıldanıyordu. Konuya dahil olacak gibi durmuyordu. Tek muhatabın aslında kendisi olduğunu düşünmeye başladı. Dakika sadece araçmış gibi hissetti.
Derin bir nefes aldı ve sakin bir edayla ‘’ peki efendim ne yapmalı? ‘’ diye sordu. Doğru Düşünce bu soruyu beklermişçesine hafif bir tebessüm etti. Omuzlarını dikleştirerek olduğundan daha da ciddi bir tavırla ‘’Düşünmeli evlat, düşünmeli… ulusal değerlerde düşünmeli’ ’dedi. Zaman şaşkın şaşkın bakarak ‘’nasıl ‘’diye sordu. Doğru Düşünce bıraktığı izlenimi fark ederek ‘’iyi dinle ‘’dedi ve ekledi ‘’Hayat yaşamak için var değil mi? Peki yaşamak için var olan bir hayatı neden farkına bile varmadığımız bağımlılıklarla geçiriyoruz!? ‘’diye sordu. Zaman bir şeyleri daha iyi anlamanın rahatlığıyla derin bir nefes daha aldı. Mesajın içeriğini açmak için başıyla onayladı ‘’Evet bu cümlenizi hayatın genel akışı doğrultusunda herkes sorgulamalı fakat yaşamak denilen eylem nedir? ‘’ diye sordu.
Doğru Düşünce duyduklarından bir hayli memnun şekilde, ‘’Bak evlat, yaşamak her türlü olabilir. Bunu yapmak hiç de zor olmasa gerek. Fakat şu var ki evrende yaşayan binlerce tür var. Aklın varlığından ve işlevinden haberdar olmazsak nefes almak ya da fiziksel gelişim göstermek öylesine olur. Seni diğerlerinden farklı kılan ne? Fark etmeli, düşünmeli, sorgulamalı, sebepleri analiz edebilmeli ama en önemlisi harekete geçmeli… Herkes kendinde olan yeteneği doğrultusunda yaşamak için emek vermeli ‘’dedi. Bu cümlelerin derinliğini düşünmeye başladı. O derinlikte kaybolmaktan korktu. Korkunun üzerine gitmesi gerektiğini de biliyordu oysa ki… ‘’Ah ‘’dedi korkular nasıl da kısıtlıyor. ‘’Oysa cesaret ettiğim her şeyde özgürleşmedim mi’’ dedi ve kendi dünyasına cesaretin kattıklarını hatırlamaya çalıştı. Ne güzel anılar edinmiş çok mutlu olduğu zamanlara hafif içten derin bir tebessümle gülümsemişti.
Üzerinde gezinen gözlere aldırış etmeden camın buğulu yerine büyük harflerle ‘’ CESARET ‘’ yazdı. Buğu hafif hafif erimeye başlarken orada öylece seyre daldı. Hayatında belki de eksik olan asıl mesele buydu. Ve o gün o yola çıkma sebebi en belirgin anlamda bu olacaktı. ‘’ her şeyin sebebi varmış ‘’dedi ‘’meğer biz plan yaparken planlanan ne çok şey var ‘’dedi. Bugünü asla unutmama kararı aldı ki otobüs o esnada durmuştu. Tekrar gülümsedi. Etrafına bakındı. Otobüste kendisi, Saat ve Doğru Düşünceden başka kimse kalmamıştı. Dakikalar gitmiş Şimdinin otobüsünde bir sessizlik hâkim olmuştu. Zaman söylenenlerden de çok etkilenmişti ki ‘’yaşamak için emek’’ diye yineledi.
O esnada Doğru düşünceyle tekrardan göz göze geldi. Doğru düşünce ‘’ kendine iyi bak evlat‘’ dedi elini ona uzatırken ‘’kafanı şişirdim kusura bakma ‘’dedi . Zaman bütün samimiyetiyle elini kavrayıp sıktı ve ‘’ iyi ki sizin gibi biriyle tanıştım’’ dedi. Doğru düşünce ona uzun uzun baktı ve ‘’ tekrar karşılaşmak üzere’’ diyerek oradan uzaklaştı….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir